Menu
RSS
NELER GEÇMEDİ Kİ?

NELER GEÇMEDİ Kİ?

Tercanlı İsmail Daimî(193...

Dünyada ve Türkiye’de Organ Nakli İstatistikleri

Dünyada ve Türkiye’de Organ Nakli İ…

Bir kişi kendi hayatında ...

GURBETÇİ

GURBETÇİ

Aşıpda gittiler şu karlı ...

DURMA GİT HADİ

DURMA GİT HADİ

Demek gidiyorsun alıp baş...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "171.Atışma"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Hayırlı Cumalar dileyerek...

OĞUL

OĞUL

Yetirdim büyüttüm asker e...

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getireni ödüllendiriyor

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getir…

“Geleceği düşünüyor Geri ...

KIYAMETTİR DEPREM

KIYAMETTİR DEPREM

Çalkalandı yerler çatladı...

Prev Next
Nurettin Diker

Nurettin Diker

Web site URL:

MUTLULUK

‘’Yaşamınızda insanlara veya eşyalara bağlı olmayan mutluluk kaynakları var mı?’’

İçten gelen mutlulukla sağlık arasında doğrudan ve çok güçlü bağlar vardır.

Mutlu olmak için her zaman “insanlara” ya da “şeylere” güvenemezsiniz!

Mutluluğunuz sadece onlara bağlıysa, o mutluluğu kaybetmeniz çok kolay olacaktır.

İnsanlar gelir ve gider.

İlişkiler değişir! Eşyalar kırılır, kaybolur, deforme olur.

En yakınlarınız bile olsalar, insanlar ayrılır, taşınır, iş değiştirir, zamanla iletişimi kaybederseniz ya da ölürler.

Bundan beş/on yıl önce birlikte olduğunuz insanların kaçı bu gün hayatınızda ve bundan on yıl sonra hangileriyle hala aynı şeyleri paylaşıyor olacaksınız?

Eşyalar da öyledir!

Yeni koltuklarınız lekelenir.

Son model arabanız zamanla demode olur.

Yeni telefonunuzun daha da yeni sürümü piyasaya sürülür.

Yeni bilgisayarınız çalışmaz olur.

Bir şeyi yeni aldığınızda kısa bir yükselişe girersiniz ve sonra bu duygu hızla kaybolur.

Mutluluğunuz sadece sürekli değişen şeylere bağlı olduğunda, daha kolay savrulursunuz.

O nedenle, insanlara ve eşyalara bağlı olmayan mutluluk kaynaklarına sahip olmamız gerekir.

Bunu başaranların en büyük ortak özelliği, herhangi bir statü veya ekonomik çıkar beklemeksizin yeni şeyler öğrenmeye olan meraklarıdır.

AVM yerine doğa yürüşü Bilim, belgeseller, insan psikolojisi, hayvanlar âlemi, ekonomi, politika, sanat, sosyoloji, tarih ve felsefe gibi her türlü konu ilgilerinizi çekebilir.

Öğrenme merakları onlara, bambaşka dünyaların kapılarını aralar.

Bakış açıları genişler ve yaşamları derinleşir.

Benlik saygıları artar.

Mutluluk üreten insanların, kendileri için anlamlı hedefleri vardır.

Yazı, şiir, kitap yazmak, fotoğraf çekmek, seramik yapmak, dans öğrenmek, müzik üretmek, yaşamın fırtınalarında tutunacakları dalları olur.

Bir başka özellikleriyse, dünyayı salt bir mücadele alanı değil, sakladıkları özenle keşfedilecek bir hazine sandığı gibi görmeleridir.

Dikkatle baktığımızda her şeyde bir giz, bir güzellik bulunur!

Her gün olmasa bile belirli zamanlarda biraz erken kalkıp, Güneşin doğuşuna tanıklık edebilir, yapacağımız doğa yürüyüşleri ile sararıp yere düşmüş yapraktaki renk geçişlerini fark edebiliriz…

Beni en çok büyüleyen, vahşice yağmalanmış toprakların hala, bulduğu her minik aralıktan bizlere uzattığı yemyeşil minik ot demetleridir.

Mutluluk bazen, hiçbir şeyden yakınmadan, hiçbir şeyi değiştirmeye kalkışmadan, yaşamın sunduğu zenginliklere tanıklık etmektir.

Bunu başaramadığımızda, hayatın geri kalanıyla da tatmin olmamız zordur.

Gün Birlik Olma Günü

“Gün birlik günü “Normal zamanda birbirimizi yeriz,zaman zaman kişilere,kurumlara kırılır-kızarız fakat felaket anında her zaman genlerinde iyilik olan bir milletiz.
Alevi,Sunni,arap,kürt,laz,çerkez Kökeninin ne olduğununa bakmadan her daim birbirine yardım elini uzatan TÜRK milletiyiz.
Ne zamanki güzel ülkemde bir felaket olsa doğusundan-batısına-kuzeyinden-güneyine yurt içinden yurt dışından uzaklardan gelen bir çığlığa kulak veren, muhtaç bir eli hiç çekinmeden tutan bir milletin fertleriyiz.

Daha önceki afetlerde olduğu gibi Elazığ&Malatya Depreminde de bu özelliğimizi bir kez daha göstermiş,Millet olabildiğimizi bir kez daha kanıtlamış olduk.

Kamyonu ile ücretsiz eşya taşıyan, Yakınından uzağına ilinden ilçesinden köyünden Elazığ’a aynı gece battaniye ulaştıran, ısıtıcı gönderen, evini depremzedelere açmak için çağrı yapan, deprem bölgesine gitmek isteyen öğrencilerin bilet parasını ödeyen, sabaha kadar iş yerlerinden ücretsiz yemek dağıtan insanımızla,
ücretsiz yolcu taşıyan otobüs firmalarımızla, indirimli uçuş tarifesi uygulayan hava yolu şirketimizle, vagonlara jeneratör takıp halkı sokakta bırakmayan TCDD ile, depremden kısa bir süre sonra bölgeye ulaşan bakanlarımızla, milletvekillerimizle, tüm STK temsilcilerimizle, gönüllü kurtarma görevlilerimizle, sağlık çalışanlarımızla ve deprem bölgesinde fiziken bulunmasalar da gönülleri ile içimizi ısıtan ülkemizin her bir ferdi ile

“BÜYÜK BİR MİLLET OLDUĞUMUZU” bir kez daha kanıtlamış olduk!

FARKINDA MISINIZ?
BİZ BİRBİRİMİZİ SEVİYORUZ.

Bunu göstermek için bir afet yaşamamıza gerek yok!
Muhtaça el uzatmak bu toprakla yoğrulan insanların genlerinde var.
Bu güzel çoğrafyada göklerde dalgalanan ay-yıldızlı bayrağın altında yaşayan ilk görev yerim olan imkansızlıklar ve çetin kış şartları altında 6 yıl görev yaptığım Bingöl ili Adaklı ilçesi Gökçeli köyü Çanakçı mezrasından, son görev yerim doğup büyüdüğüm Emirdağ da yaşayan biri olarak Bir kez daha Ülkemle, etnik köken ve farkındalıklarımızı bir çatı altında toplayan TÜRK Milletimle, Devletimle, GURUR DUYDUM...

“NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE”

Gün Birlik Olabilme Günüdür

Türk Silahlı Kuvvetleri'miz Suriye Milli Ordusu'yla birlikte Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG ve Deaş terör örgütlerine karşı #BarışPınarıHarekatı'nı başlatmıştır.

Amacımız güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek ve bölgeye barış ve huzuru getirmektir.

İdeolojilerimiz veya fikirlerimiz eğer bir ülkemiz olmazsa anlam bulamaz ve bunları ifade edecek platform bulamayız. Tüm bunlar için ideolojilerimizi ülke bütünlüğünün önüne koymayalım ve kadim tarihte kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda daha binlerce yıl yaşayabilmek için elimizden gelen özverileri gösterelim. Rabbim Mehmetçiğimize güç kuvvet versin.

Allah Mehmetçiğimizin ayağına taş değirmesin Bugün dünkünden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır!

Tek ağaçtan orman olmaz

Bugün dünkünden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır!
Bizler kendi doğrularını toplumla paylaşan insanlarız.
Yazdıklarımızın sevabı da günahı da bizimdir.
Bazen yayınlanmak üzere hazırladığımız bir yazı bitip bir bütün olarak okuduğumuzda zülf-ü yâre dokunacak maksadını aşan yazılarda yazabiliriz.
Bu yazı bir makaleyse genelde tekraren kontrol ederken düzeltilir.
Ancak sosyal medya bu anlamda anlık ifadelerin sınırlı sayıda kelimeyle yazıldığı cümlelerden ibaret olunca bazen maksadını aşan ifadeler olabiliyor ve siz eskilerin tabiriyle "siyakı ve sibakı (Siyak, “öncesi” anlamına; sibak ise “sonrası” anlamına gelir) başkalarınca bilinmeyen" bu ifadelerle zülf-ü yâre dokunan bir noktaya taşımış oluyorsunuz.

   Bu kişilerin bir kısmı siyasetin aktif aktörleri, bir kısmı Osman Gazi'nin Şeyh Edibali'si, Fatih'in Akşemseddin'i mânâ dünyasının mimarı, gönül insanlarıydı.
Bu gönül insanları yaşları kemale ermiş Hak dostları olarak ilerleyen yıllarda ya ebede yürüdü yada bazı yalakalarca karar vericilerle aralarına perdeler duvarlar örüldü.
Her gönül zaman zaman teskin olacak bir ufku derin sîne arar.
Lakin unutmamak gerekir; nefis alkışı, pohpohu sever.
Eski Cumhurbaşkanlarından Demirel'in şu söylemi siyasetçilerin etrafını saran dalkavuklarca fiilen yaşanır / yaşatılır. "meseleleri mesele yapmazsanız mesele kalmaz."

Zirveye çıkmak zordur lakin zirvede kalıcı olmak daha zordur.
Zirvelerde zemin kaygan, hava kar boran, ufuk sisli pusludur.
Her dönemin ağır imtihan konuları vardır.
Üstünüzde milletin, ümmetin, insanlığın sorumluluk yükü varsa bu yolda yükünüzü alan dostlar yerine; sırtınıza yük olanlara dikkat etmelisiniz

       Üstad Necip Fazıl'ın ifadesiyle; "Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen ; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu!"

       Böyle bir toplumsal karşılık yakalandıktan sonra mevzi kaybetmenin tek izahı Hadis-i Şerif'teki karşılığıyla "bir şey kader olacaksa basiret bağlanır" sırrında saklıdır.     
Yapılması gereken bu sûi akibetten Allah'a sığınmak ve safları sıklaştırmaktır.
Gün omuz omuza verme, kardeşlik hukuku gereği Kur'anî ifadeyle "bünyanun mersus" (kenetlenerek yapılmış sağlam bina) olma günüdür.

     Ebu Müslim Horasani'nin o veciz ifadeleriyle; "Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar.
Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu.
Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu."   
İdeolojilerimiz veya fikirlerimiz
eğer bir ülkemiz olmazsa anlam bulamaz ve bunları ifade edecek platform bulamayız.
Tüm bunlar için ideolojilerimizi ülke bütünlüğünün önüne koymayalım ve kadim tarihte kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda daha binlerce yıl yaşayabilmek için elimizden gelen özverileri gösterelim.
Bugün dünkünden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır!

Info for bonus Review William Hill here.