Menu
RSS
NELER GEÇMEDİ Kİ?

NELER GEÇMEDİ Kİ?

Tercanlı İsmail Daimî(193...

Dünyada ve Türkiye’de Organ Nakli İstatistikleri

Dünyada ve Türkiye’de Organ Nakli İ…

Bir kişi kendi hayatında ...

GURBETÇİ

GURBETÇİ

Aşıpda gittiler şu karlı ...

DURMA GİT HADİ

DURMA GİT HADİ

Demek gidiyorsun alıp baş...

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması "171.Atışma"

Fasl-ı Muhabbet Grup Atışması …

Hayırlı Cumalar dileyerek...

OĞUL

OĞUL

Yetirdim büyüttüm asker e...

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getireni ödüllendiriyor

Konyaaltı Belediyesi atık yağ getir…

“Geleceği düşünüyor Geri ...

KIYAMETTİR DEPREM

KIYAMETTİR DEPREM

Çalkalandı yerler çatladı...

Prev Next

EMİRDAĞLIYIZ ÖZE BAĞLIYIZ

EMİRDAĞLIYIZ ÖZE BAĞLIYIZ

2007 de hazırladığım EMİRDAĞ'DAN ESİNTİLER kitabımdan Emirdağ'da bulgur kaynatma
EMİRDAĞINDA BULGUR KAYNATMA GELENEĞİ
Bizim oralarda bulgur kaynatmak köklü bir gelenektir. Bu nedenle bulgur kaynatmak için bulgurun buğdayı en iyisinden ve en hasından hazırlanır. Çiftçi dayılar bulgur için tarlanın özüne, buğdayın hasını ekerler. Bulgurluk buğdaylar, alınıp satılırken “köz gibi sarı buğday” diye söz edilir. Bulgur zamanı geldiğinde bulgurluk için has buğdayı alanlar öğüne öğüne anlatırlar. Bulgur aile bireylerinin azlığına veya çokluğuna göre üç kile, beş kile gibi ölçülerde bulgur kaynatılır.
Benim çocukluğumda her evde bulgur kaynatılırdı. Bulgur kaynatma zahmetine girmeyip ondan, bundan bulgur istemek çok ayıptı. Onun için herkes kış hazırlığını yazdan tamamlardı. Günümüzde bulgur kaynatma olayı oldukça azaldı. Zira herkes çekirdek aile oldu. Şimdilerde bulgur kaynatanların sayısı büyük ölçüde azaldı ama bulguru kaynatanların kile miktarı çoğaldı. Emirdağ’da her ailenin büyük çoğunluğu Avrupa’dadır ve Avrupa’lı akrabalar yedinci ayda memlekete hediyelerle gelirler. Buralarda olanlarsa bulgur kaynatarak hediye alışverişinde bulunmanın en güzel örneğini sergilemektedirler.
Gelelim bulguru kaynatma işlemine. Bulgur kaynatılacağı zaman ön hazırlık geceden yapılır. Buğdaylar, kaplar, kazanlar akşamdan hazırlanır. Ay ışığından yaralanmak için ayın on dördü, on beşi gibi ortası takip edilir. Sabah seher vakti, evin annesi yanında bir yardımcıyla erkenden kalkar. Akşamdan hazırlanmış buğdayları yıkayıp, kaynatma kazanlarına doldururlar, sonra da kazanların altını ateşlerler. Ev halkı kalkıncaya kadar bulgurlar kaynayıp hedikleşmeye başlar. Kaynamakta olan bulgurun çok nefis bir kokusu vardır. Buğday hediğinin güzel kokusu sabah sabah etrafa mis gibi yayılır. Kuşluk vakti olduğunda ilk kazanların kaynama işlemi tamamdır. Etrafa dağılan bulgur kokusu komşulara kadar gitmiştir. Konu komşu, tabağını eline alan, hedik istemeye gelir. Gelenlerin tabağına bulgur hediği doldurulur, çekinip gelemeyenlere de bulgur sahibi tarafından hedik gönderilir. Bu çok güzel bir adettir ve hemen hemen her evde bu güzellik yaşanır. Bulgur kaynatma, aşağı yukarı bir ay devam eder. Bu süre içinde çocuk çoluk taze kaynamış bulguru severek yerler. Bulgur kaynatma zamanının dışında da aynı buğdaylardan hedik kaynatılır ama o güzel tat bir türlü tutturulamaz. Sair zamanda kaynatılan hediğin adı gölledir.
Kuşluk vakti, kaynamış olan bulgurlar serilmeye hazırdır. Yıkanmış kilimler dam başına veya avlunun en temiz, en güneşli yerine serilir. Bu alan oldukça geniş tutulur. Çünkü bulgur ne kadar ince serilirse o kadar çabuk kurur. Kaynamış bulgurlar kilimlerin üstüne yaylatılır ve zaman zaman tırmıklarla karıştırılır. Kaynatma süreci bulgur çoksa akşama kadar devam edebilir. Havalar sıcak olursa kurutma işlemi karıştıra karıştıra birkaç günde tamamlanır. Ola ki yağmur yağar, havalar serin giderse bulgur sahibi çok zahmet çeker, bu işle bir hafta uğraşabilir. Neticede kuruyan bulgurlar çuvallara doldurulur, dövülmek için hazır hale getirilir.
Benim genç kızlığımda, bulguru çok olanlar bulgurlarını dönme dolaplarda gözü bağlı atlarla bulgur sürücülerine sürdürürlerdi. Bulguru az olanlar öteden beğri devam eden kültürü yaşatmaya çalışırlardı. Sokuda bulgur dövmeyi genelde gençler tercih ederlerdi. Bu işlem birazda gençleri kırmamak için kabul edilirdi. Sokuda bulgur dövmek hem zor hem de risklidir. Buna rağmen bazı aileler çocuklarını kırmak istemezlerdi. Bulgur dövme işlemi genç kızlara ve delikanlılara değişik bir fırsat olurdu. O zamanlar kızların ve erkeklerin bir araya gelmeleri çok ayıp sayılırdı. Fakat bulgur sokusunun başındaki beraberlik gayet normal görünürdü, bu duruma kimse bir şey demezdi. Gençler dibek taşının başına toplanıp, dinlene dinlene bulgur döverlerdi. Bulgur dövme ikili, dörtlü veya altılı tokmak olarak devam ederdi. Bu iş biraz tehlikeli bir işti ve en ufak dikkatsizlikte kafa, göz yarılabilirdi. Dört ve altılı takımlarda ritmik ve dikkatli olan kişiler tercih edilirdi. Bulgur döverken, tokmaklar hep aynı tempoda inip kalkmalıdır saniyelik bir yavaşlama ortalığı dağıtır, bu nedenle aralarında yorulan varsa durulması gerektiğini sesli olarak tempoyu bozmadan haber verirdi. Ben zamanında birkaç yıl bulgur dövme geleneğine katıldım, çok zevkliydi. Kendi adıma böyle bir kazaya ne sebep oldum, ne de maruz kaldım.
Önceden kurutulmuş olan bulgurlar ıslatılarak dövülür, ıslak bulgur yeniden kurutulmaya alınır. Kuruyan bulgurlar savrularak kepeğinden ayrılır. Bulgur sahibi rüzgârlı havayı tercih eder, bulgurun iyi savrulması için. Kepeğinden ayrılan bulgurlar yeniden çuvallanır.
Sıra bulgurun çekilmesine gelmiştir. Yine gençlerin olduğu evde bulgur değirmene gitmez. Bulgur çekmenin zevki bir başkadır. Bulgur çekme işlemine evin temizliğinden başlanır. Değirmen taşı herkeste bulunmaz, bu taş bazı evlerde vardır. Değirmen taşları bulundukları yerlerden bulgur çekilecek eve getirilir. Hazırlıkları tamamlanan eve, genç kızlar ve gelinler davet edilir. Zira bulguru gençler çeker. Böyle işler genelde gece olur. Bu nedenle kızlar anneleriyle, gelinler kayınvalideleriyle gelirler bulgur çekmeye. Değirmen başına üçer, dörder kişi olarak oturulur ve değirmenler dönmeye başlar. Yine bulgurun güzel kokuları yayılır etrafa. Kızlar değirmen başında türkü çağırırlar, maniler söylerler. Oradakiler gecenin bir vaktine kadar zamanın nasıl geçtiğini anlayamazlar. Annelerse, hem muhabbet ederler hem de çekilen bulgurları kalburlardan, eleklerden geçirirler.
Elenen bulgurlar üçe ayrılır. Bunlar; bulgur, düğür, meşik gibi isimlerle adlandırılır. Bu arada ev sahibi misafirlere sofra hazırlar. Çekilen taze bulgurdan tereyağlı pilav olmazsa olmazlardandır. Pilavın yanında koyun yoğurdundan ayran da illaki olacaktır, bunlar adettendir. Gecenin geç vakti bulgur çekme işlemi tamamlanır. Ev sahipleri tarafından misafirler evlerine kadar götürülür. Üç kısma ayrılan bulgurlar yine çuvallara doldurulup yerlerine yerleştirilir. Bulgur çuvalları renkli, modelli el dokumasıdır. Böylece bir bulgur kaynatma olayı tamamlanmış olur.
Emirdağlı hanımlar bulgurdan, çok çeşitli yemekler üretirler. Örneğin bulgur pilavı çeşitlerinden; bazı isimler. Sadeyağlı, sebzeli, patatesli, mantarlı, yoğurtlu, soğanlı, domalanlı, ekşimenli, kuzukulaklı, havuçlu, yeşil mercimekli, etli, kıymalı, tavuklu, göbelekli, haşhaşlı pilav olarak sayalbiliriz. Bulgurdan yapılan köfte çeşitleri ise; içli köfte, dolgulu köfte, çullu köfte, sulu köfte, etli köfte, salçalı köfte, ayranlı köfte, sütlü köfte, boz köfte, mercimekli köfte, sarma, dolma, basmaç, besme, ve kısır gibi örnekler gösterilebilir. Eskiden Bir de kepeğinden ayrılmış kuru bulgurdan gavurga kavrulurdu. Gavurga sacta buğdayların leblebi gibi kavrulmasıdır. Yumuşak olması için akbuğday, çıtır çıtır olması içinse kepeğinden ayrılmış bulgur tercih edilirdi. Gavurganın çok leziz olmasını isteyenler içine kendir (kenevir tohumu) kavurup katalardı. O günlerde gavurga hoş bir çerez türü idi. Herkes tarafından sevilirdi. Dişi olmayan yaşlılar gavurgayı olduğu gibi yiyemeyecekleri için haşhaş taşında veya değirmende çekerlerdi. Gavurganın öğütülmüşüne gavıt denirdi. Gavıt genelde ıslatılarak tüketilirdi. En çok pekmeze veya kaynatılmış şerbete katılırdı genelde yaşlılar böyle tüketirlerdi gavurgayı.
Günümüzde bulgurla ilgili anlattığımız ayrıntılar pek kalmadı. Sadece bulguru kaynatma var, gerisini makineler hallediyor. Buda tekniğin getirdiği kolaylık ve rahatlık. Her çağın kendine göre bir güzelliği oluyor. Bu günlerin de, yarınlara geçecek pek çok âdetleri yazılıp çizilecektir. Ben bana ait olan birkaç kıta maniyle sözü bağlıyorum.

Ocakta bulgur aşı
Döner değirmen taşı,
Acımaz kaynanası,
Ağrır gelinin başı.

Yar geliyor geliyor.
Yar bağrımı deliyor.
Nere kaçsam elinden,
Arkam sıra geliyor.

Bulgur serdim eyvana,
Yünü sardım kirmana,
Oğlun beni seviyor,
Tut dilini kaynana.

Oy değirmen değirmen,
Ben seni döndüremem,
Kabarttın ellerimi,
Kaynanama diyemem.

Değirmenin taşına,
Yine geçtim başına,
Meramım bulgur değil,
Nail oldum kaşına.

Rabia BARIŞ

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık
Info for bonus Review William Hill here.